Ana içeriğe atla

BAŞARI İÇİN GEREKLİ YAKITIN, İTİCİ GÜCÜN OLMALI

  

SOKAK KEDİLERİNİ GÜVERCİNLERİMİ MİDEYE İNDİRMEYE TEŞVİK EDEN AÇLIK DUYGULARIDIR. ETE HASRET YAŞAMALARIDIR. YILMADAN, USANMADAN BİR UMUTLA GÜVERCİNLERİMİ KAPMAYA YANAŞIYORLAR, BİR DEĞL, BİRÇOK. SONUNDA BİRİNİ KAPTI ALIP GÖTÜRDÜ, GÖZÜM GİBİ BAKTIĞIM KUŞU YEDİ. KURTARAMADIM. ELDE O AN SİLAH OLSA ONU VURUP ÖLDÜRMÜŞTÜM. ONDA NASIL Kİ ÖLDÜRME İÇGÜDÜSÜ VAR, AYNISI BENDE DE VAR!

SÜREKLİ GÜVERCİN YAKALAMAK İÇİN ÇABALIYOR, PES ETMİYOR. SEBEP: AÇLIK DUYGUSU. ŞEREFSİZE MAMA VERİYORUM, YAVRULAR GELİP YİYOR AMA ERİŞKİN KEDİ BIRAKTIĞIM MAMAYA YANAŞMIYOR, TAM YABANİ O. SONUNDA BAŞARDI. HER SEFERİNDE ONU KORKUTUP KAÇIRIRDIM. BENİM ÇOK KÜÇÜK DİKKATSİZLİĞİMDEN FAYDALANDI, BİR ANLIK. Ve KUŞUN DA BİR ANLIK DİKKATSİZLİĞİNDEN FAYDALANDI. YANİ SONUCA GELEYİM: SÜREKLİ DENEMELER BİZİ BAŞARIYA GÖTÜRÜR, YILMADAN USANMADAN PES ETMEZ TAVIR BAŞARI GETİRİR BİZE. HER KONUDA, İŞTE, AŞKTA, SEVGİDE. GÖNLÜMÜZE, HAYALİMİZE NE KOYMUŞSAK.

AÇ KEDİNİN PES ETME LÜKSÜ YOK.

YANİ MÜTHİŞ İSTEKLİ.

BAŞARMAK İSTEDİĞİN ŞEYLERİ BÖYLE ARZULAMALISIN. ÇÜNKÜ BU ARZU GÜCÜ ONU GERÇEKLEŞTİRMEN İÇİN BİR KİMYASAL ATOMİK GÜÇ SERGİLEMENİ SAĞLAR, BİLİNÇ ALTI GÜCÜ, İÇGÜDÜLERİNİN GÜCÜ.

BAŞARMA ARZUSUNUN GÜCÜ BÜYÜDÜR. KARŞI TARAFIİ ŞEYİ HİPNOTİK ETKİ ALTINA ALIR. KARŞI TARAFIN ELEMENTLERİNİ BÜYÜLERİZ. EŞYANIN BİLE. BİZ BU GÜCÜ SAHİP OLDUĞUMUZU BİLMEYİZ ve BUNA İNANMAYIZ. ZİHİN GÜCÜNLE EŞYALARIN YERİNİ DEĞİŞTİREBİLİRSİN.

ARZU GÜCÜ, BAŞARMA AZMİ NEDİR? İÇİMİZDEKİ PERVANENİN, AŞKIN, MOTORUN, MIKTANITISIN GÜCÜDÜR. O GÜÇ BİZE İSTEDİĞİMİZ ŞEYİ ÇEKER YANIMIZA.

 

 

Kuş ağaca tırmanırsa, kedi aşağıda bekler, ben bu kuşu asla yakalayamam diye bakmaz ki.

Kedi pusu kurar.

Sıcakta, soğukta bekler, mücadele eder.

Yahu bu kuşu yakalamak zor, kaçtı, orada bekliyor, gidip mümkün bir av bakayım diye düşünmez ki. İçgüdü bilgisi ona devam et aslanım der, devam et, ve devam eder. Sonunda başarır.

Yaban ortamında da işler böyledir, kurtlar, domuzlar için, tavşanlar ve tilki ve ayılar için.

Ne kadar açsın başarıya?

Ne kadar açsın aşka ve sevgiye?

Ne kadar açsın işe?

Ne kadar açsın hayatında olmasını istediğin şeylere.

Kedi deneme yaptıkça keskinleşir, kıvraklaşır.

Kuş yani güvercin ise mayışır, kediyi hafife alır, zaten alamıyor beni diye gevşekleşir. Kedi arkadan yanaştı ve kuş da gevşek davrandı. Kuşu kaptı.

Oysa çok dikkatli güvercinim asla yapmıyor bu hatayı, kümesten çıkar, kediyi fark eder, kümese girmeden önce her tarafı inceler, sağa gider, sola gider, kedinin pusu kurduğu bütün yerleri denetimden geçirir. Asla boş bulunmaz, çok korkar, defalarca deneme yapar; ama kümese giremez, can korkusu, orada bir yerde bir pislik kedi muhakkak vardır diye düşünür, oysa ben oradayım, güvenip gelmesi lazım, korkudan beni bile unutmuştur.

Kedi olmuyor, intihar edip öleyim demiyor.

İnsan bunu diyor.

 

 

İsa Kantarcı



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

JAMES BROWN 23

  Necdet, sabah şafak sökerken uyandı, kırsalda ağaç altında uyumak, uyanmak, yemek yemek harikaydı. Çocukken bunun provasını yapardı arkadaşlarıyla. Kendini enerji dolu hissetti, ağacın bir dalına asılıp barfiks çekti, fazla çekemedi, sigara yaktı, dereye tuvalet yapmaya indi, orada gizli bir yer yapmıştı. Gelirken bir bidon su aldı. Poşetleri karıştırıp yiyecek alırken çay ve şeker buldu, biraz da bayat ekmek, çok sevindi. Bunları orada unutmuştu. Çay yaptı ve ekmeği banıp yedi. Gün aydınlanınca kasabaya indi. Tandık birinin ısmarladığı çayı içerken birilerinin sohbetine kulak misafiri oldu. Onun da çok eskinden beri tanıdığı Hayri amca ve eşinin yardıma ihtiyacı olduğunu öğrendi. Köye çok uzaktı yaşadığı yer. Saatler sürdü dağın zirvesine varması. Arada bazen traktör ve özel araçlara denk gelmişti ama yolun çocuğunu yürümüştü. Hayri seksen yaşında diri bir ihtiyardı, saçları dökülmüş, bembeyaz sakalı vardı, hep takke takardı, dindar biriydi, karısı da şeker gibi bir nineydi. Nec...