Ana içeriğe atla

SARI PAPATYANIN LİSANI

 


YARATICININ LİSANI

 

Yaratıcının kullandığı lisanlar sonsuzdur

SARI PAPATYA MESELA

Bir atın mekanizması mesela

Bir salyangozun mekanizması mesela

Bugün sahile inerken yolda gözüme çarptı

Hemen geri fırladım

Onu elime aldım

Korkmadı

Çantamın içine koydum onu

Bir ara elimdeydi

Elimde öyle güçlü tırmanıyordu ki, bilirsiniz, o yapışkanlıkla

Epey süre benleydi

Ona aşık oldum

Onu orada çimenlere bırakmadım

Bırakamadım

Eve götürdüm onu

Onu odamda bakmayı düşündüm

Olmazdı

Onu bahçemize attım

Minik tatlı şeyin enerjisi bana geçti

 

 

Yaratıcının kullandığı lisanlar sonsuzdur

SARI PAPATYA MESELA

Mekanizmasını yukarı çıkardım ruhunu

İnsanların buna ihtiyaçları vardır

Her zaman bu gereklidir onlara

Bu bedende olmak büyük eziyettir

Yanar kavrulur insan

Depresyona girer

 

Bir at oluşturulacağı zaman yüreği

Ruhu oluşturulur…

İnsan ruhla ayaktadır…

Çok yumuşak, çok tatlı, çok ince bir şeydir o…

Atın yolu da ayarlanmıştır…

Nerde yaşayacak…neler yapacak…nasıl karakteri olacak…

 

Doğaya bakıyorsun, bin bir çeşit renk

Bunların birbiriyle dansı var…

İşte bizim mekanizmamız da bunun parçasıdır

Biz bu renklerle hayat buluruz

Bunlar can damarımızdır

Renkler bilimselliktir

Dua başka şeydir

Renklerin gücünü öğrenip kullanmak başka şeydir

 

Simsiyah insan olur mu ya

Kömür gibi

Çikolata rengi insan olur mu ya

Var; ne güzel!

 

Her gün yakama bir sarı papatya yerleştirip çıkacağım sokağa

Favori çiçeğim papatya

Bir kez yaptım…

 

Salvador Dali aşık olduğu kadınla yakasına çiçek iliştirip gitmiş

Onu anlatmam uzun sürer

Bir ayin yapmış buluşmaya gitmeden önce

Okuyunca bayıldım

Bir yerini kesmiş kanatmış

Beyaz gömlek giymiş…

 

Tanrı’ya kurban kesme töreni gibi bir şey

İnsan buluşmalarına böyle bir tören yapıp gitmeli

Özellikle sevgiliyle buluşmalarına…

 

Bugünlerde hava yağmurlu

Gök bulutlarla dolu

02:22, 5 Haziran 2021 Cumartesi

Asfaltta ilerliyordum

Çatır bir ses, ulan o da neydi?

Neyi ezdim, baktım

Tüh, bir salyangoz ezmişim…

 

Arkadaş, asfaltta nereye gidiyorsun, orada çıkış yok, çimen yok

O gitti, yanlışlıkla ezdim onu

Ama öteki de gidiyordu, aldım, hayatını kurtardım

Markete gittim, 2 elma aldım, lan 2 elma 5 lira tutar mı?

Kazık yedim; geri veremem, oradan daha elma almam

Baktım salyangoz hummalı biçimde parmağımda tırmanışta

Bel çantasına koydum

Orada da rahat durmadı, azimle tırmanıyor, çıkışı biliyor, gitmek istiyor…

 

Bu tatlı minik şeylerin azmine hastayım

İnsan böyle azimli olmalı

Yaratıcı böyle insanları tutar bence

Mücadeleci insanları…

 

V. İsa Kantarcı







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...