Ana içeriğe atla

TAVUK ÇİFTLİĞİ KURAN COŞKUN SABAH

 


Tavuk çiftliği kuran Coşkun Sabah ‘İçim kan ağlıyor’ diyerek duyurdu: Vatandaş bu kış 3 liraya yumurta yiyecek

Eskişehir'de tavuk çiftliği kuran Coşkun Sabah pişman oldu. Maliyetlerin iki katına çıktığını söyleyen Sabah, dar gelirlinin nasıl yumurta alacağını sorguladı.

Tavuk çiftliği kurarak yumurta işine giren coşkun Sabah, Mart ayından bu yana yem maliyetinin iki katına çıktığına dikkat çekti.

Maliyet nedeniyle yumurta fiyatının da arttığını söyleyen Sabah, "Üzülerek söylüyorum, içim kan ağlıyor ama vatandaş bu kış yumurtanın tanesini 2.5 ya da 3 liraya yiyecek" dedi.

Sabah, önceki gün Harbiye'deki bir kongre merkezi çıkışı objektiflere takıldı. Eskişehir, Bilecek ve Bursa illerine 15 bin adet yumurta sattığını ve işlerinin iyi gittiğini söyleyen Sabah, son dönemde yumurta fiyatlarına gelen zamlara, yem maliyetlerinin yüzde 200 zamlanmasının neden olduğunu belirtti.

'TAVUK YEMLE BESLENİR'

Snob Magazin’in haberine göre; Geçen yıl mart ayından bu yana tavuk yeminin yüzde 200 zamlandığını ve üreticinin bu yüzden yumurtayı zamlı olarak sattığını savunan ünlü sanatçı şöyle konuştu:

"Yumurta işimiz iyi gidiyor, ben Eskişehir Bilecik, Bursa yöresinde 15 bin yumurtayı bitiriyorum. Benim çiftliğim var. Fiyatlar konusunda bilinmeyen bir şey var. Tavuk yemle beslenir, yem inanılmaz pahalı. Ben mart ayında girdim bu işe. Mart'tan bu yana yüzde 200 zam var. Bu Türkiye'de rekor zam. Haftalık tavuk yemine 34 bin liraya ödüyordum, şimdi 65 bin lira veriyorum haftalığına. Bu zamları yansıtıyoruz biz, bunların sonucunda böyle oldu."

'BENDEN DUYMUŞ OLUN'

Sabah ayrıca bu sektöre girdiği için pişman olmadığını ve satışların iyi olduğunu sözlerine ekleyip, gelecek günlerde vatandaşın en temel gıda maddesinden biri olan yumurtanın daha da zamlanabileceğinin belirtip "Üzülerek söylüyorum bu kış vatandaş yumurtayı 2.5-3 liraya tanesini yiyecek, benden duymuş olun" dedi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

JAMES BROWN 23

  Necdet, sabah şafak sökerken uyandı, kırsalda ağaç altında uyumak, uyanmak, yemek yemek harikaydı. Çocukken bunun provasını yapardı arkadaşlarıyla. Kendini enerji dolu hissetti, ağacın bir dalına asılıp barfiks çekti, fazla çekemedi, sigara yaktı, dereye tuvalet yapmaya indi, orada gizli bir yer yapmıştı. Gelirken bir bidon su aldı. Poşetleri karıştırıp yiyecek alırken çay ve şeker buldu, biraz da bayat ekmek, çok sevindi. Bunları orada unutmuştu. Çay yaptı ve ekmeği banıp yedi. Gün aydınlanınca kasabaya indi. Tandık birinin ısmarladığı çayı içerken birilerinin sohbetine kulak misafiri oldu. Onun da çok eskinden beri tanıdığı Hayri amca ve eşinin yardıma ihtiyacı olduğunu öğrendi. Köye çok uzaktı yaşadığı yer. Saatler sürdü dağın zirvesine varması. Arada bazen traktör ve özel araçlara denk gelmişti ama yolun çocuğunu yürümüştü. Hayri seksen yaşında diri bir ihtiyardı, saçları dökülmüş, bembeyaz sakalı vardı, hep takke takardı, dindar biriydi, karısı da şeker gibi bir nineydi. Nec...