Ana içeriğe atla

 


ENERJİ MERKEZLERİNE NASIL SALDIRILAR OLUR?

 Düşünmeye başladığında, kendini özgürleştirmek istediğinde, doğruya geldiğinde hemen alın çakrana sıçrar, alın çakrası düşünce merkezidir, hemen zihnine sapık düşüncelerini sokmaya, seni bloke etmeye başlar, suçluluk duygusu, hata yapıyorum düşüncesini beynine kazır.

Hemen amaç edindiğin şeyden yılarsın, pes edersin.

Düşünmeye başladığında hemen yaptığı alın çakrana saldırmaktır, bu şeytani bir enerjidir, büyüdür, nazardır vs. Olumsuz gücü korkunçtur. Seni yıldırma gücü seni korkutmasına bağlıdır, korku hissedersin, korku yüzünden içindeki uyanışın yanlış olduğunu düşünürsün.

Korkutmayı öyle yoğun ve ısrarlı yapar ki; mıke tayson gibi, başka bir deli boksör gibi alın çakrana vuruşlar yapar, kesin ve net biçimde seni deli edecek derecede yumruklar atar, bu bir şeytan, bunu yapma kapasitesi mevcut. Böylece iradeni, özgür iradeni, Allah’ın sana verdiği özgür iradeyi çalar, bloke eder. Diyelim ki sen iradelisin, onun seni saptırmak istediğini anlamadın; ama sezgisel olarak doğruna gitmeye kesin karar verdin; o zaman da sağ kulağından yumruk indirmeye başlar, fısıldayıp durur, şeytan boksör bu kez sağ kulaktan saldırır, insanın sağ kulağı güçlüdür, olmadı sol kulaktan saldırır, sal omuzdan, sol omuzdan, karın çakrana yumruklar saydırmaya başlar, karın ağrısı gibi. Şöyle düşünün, dünyanın en güçlü adamı karnınıza en güçlü yumruklarını atmaya başlar, az bir süre direnirsiniz, bu yumrukların günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca sürdüğünü düşünün, ölmekten beter olursunuz, sizin karnınıza ya da başka enerji merkezine saldırı olduğunu hissedemezsiniz, bunu enerji merkezlerini kontrol altında tutan ruhsal dağın zirvesine çıkan adamlar bile mücadele ederek elde tutar. Normal bir insan şeytanların bu saldırıları altında çok kolay yılar, pes eder.

Şimdi sana saldırıyor, korku hissediyorsun, e ne oluyor, korkuya mahkum olup öylece kalıyorsun, pasif, düşüncelerine sahip çıkamaz hale geliyorsun.

Sağ ayağa saldırır kuduz köpek gibi, sol ayağa, sağ ele, sol ele, kuduz köpek gibi.

Kalbe yapışır sakız gibi, çıkmaz bir yapıştırıcı gibi, ve onu çeker mıktanatıs gibi.

Saydığım bütün bu şeyleri hissettim, tecrübe ettim.

Sonra ne oluyor, kafayı yiyor insan, “ya ben delirmeye başladım” diyor, çünkü şeytan bunu hissettiriyor.

Tamamen blokesin. İraden sıfır. Hayattaki bütün eylem, hareket ve tepkilerini o şeytan belirliyor.Ta ki sen yeniden doğuşunu gerçekleştirene kadar, o varlığı enerjinden, enerji merkezlerinden silene kadar.

Onu silmen demek onu öldürmen demek, onu öldürmen demen kurtuluşun demek. Bunu gayet iyi bildiği için kendi canını korumak için sana saldırıp duracaktır, görevi budur. Burada biri ölecek, mezara gidecek, ya o ya da sen?

Savaşacak mısın, korkup sinecek misin? Ne yapacaksın?

Beş vakit namaz kılırsın filan, ama bu o varlığı yıldırmaz, peşini bırakmaz.

Bundan kurtulmak için ne lazım?

Ölümüne, korkusuz biçimde mücadele etmek lazım.

Nedir?

Bütün enerji merkezlerini çalıştıracaksın,

Farikadan yeni çıkmış pırıl pırıl roket motoru gibi.

Kaplan gibi.

Kurt gibi.

Bütün gücümle koşuyorum.

Bütün tükenmez bir solukla.

Ormanlardan geçiyorum, fırtınalar önümde, yılmıyorum, kar fırtınalarından geçiyorum.

Allah bana cesaret verdi.

Korkusuzluk verdi.

Bataklıklardan geçiyorum.

Batıyorum, gırtlağa kadar.

Bir kurtuluş yolu buluyorum.

Sabahlara kadar uyku yok.

Çöllerde susuz biçimde ilerliyorum.

Bu aralar, aralık ayı fırtına ayıdır.

Fırtına kokusunu bilir misiniz?

Sokağa çıktığınızda o müthiş farklı kokuyu hissedersiniz.

Ben o kokuyu bu sene, 2021 yılında hissettim ilk kez.

Ciğerlerime deli gibi dolan şeye aşığım.

Bu inanılmaz bir şey.

Esen şeyler…

Ruhta esen şeyler.

Yüreklerde…

Güzel şeyler…

 

Bütün gücümle koşuyorum.

Koşuyorum çünkü o zaman ayaklarım benim hakimiyetimde oluyor.

Delice günlerce yazıp okuyorum. Bunu yapınca beynim benim hakimiyetimde oluyor.

Bunu yapınca alın çakramın kontrolü bende oluyor.

 

Boş dursam işim bitik.

Tımarhaneler şeytanların delirttiği insanlarla dolu.

Cezaevleri şeytanların katil olmasına sebep olduğu iyi adamlarla dolu.

Ülkede yüzlerce insan intihar eder durur, şeytanların saptırdığı iyi insanlar.

Bebeği var, önce bebeğini öldürdü, iki olay okudum, mesela bebeğini sobada yakıp öldürdü,

Adam işten geliyor, karısı yeni bebeği öldürmüş, kendini yatak odasında asmış.

 

Allah ne der Kuran’da: “Düşünün!”

Alnında enerji merkezi var, orayı çalıştır, çok kitap oku demiyor, düşün diyor.

Düşünmen ayılmana yol açar.

 

Nedir?

Çok mücadeleci, pes etmez olmak lazım.

Allah’a sadık.

Böyle olanlar başarabilir.

 

Kalp bölgemde hissettiğim gemi kazanı gibi büyük enerji.

Ruhumda.

Zihnimde.

 

Kendiniz olmadığınız her şeyi silip çıkarıp atın hayatınızdan.

Hiçbir şeyin kölesi olmayın.

Özgürlüğünüz için yaşayın.

Yanlış şeyleri hayatınızda tutup korumayın.

Ne derler: “İnsanın en büyük düşmanı kendisidir.”

 

Korkuya “Vav” harfi iyidir.

“Vav,” yeniden doğuşu temsil eder.

“El Mümin,” Korkuları olan kimseler Allah’ın bu ismini zikretmelidir aralıksız, motor gibi, jet motoru gibiyimdir bunda.

Çok yoğunlaştığında deli bir ısı yayarsın, ruhun miraca çıkar.

Çok yoğunlaş.

Alev san bu konuda.

Yaptığım bu.

Ancak bu ısrardakiler başarabilir. Kurtulabilir.

Yüreğini koy, bütün mücadelene, ruhunu koy.

Nokta gibi koy yüreğini yıldırım gibi.

Şeytanlar buna yenilir. Nefesleri kesilir bununla.

Zihin gücünü koy hedefine giden son sürat.

Mızrak gibi amacına sarıl ve enerjinle onu fırlat hedefe.

Yılma. Pes etme.

Yumuşaklıkla ilerle.

Yüreğini koya koya.

Parça parça, adım adım.

Nefes nefes.

Karanlık ormanlardaki geyiklerin, kurtların nefesleri gibi.

Sis gibi ilerle, yağmur gibi.

Allah diye diye.


NOT: KEDİM.

NOT 2: AĞAÇ TÜNELİ BATI KARADENİZ

 

16:14

10 aralık 2021 cuma

 

İsa Kantarcı





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...