Ana içeriğe atla

JALBİM İSYAN EDER




JALBİM İSYAN EDER

 

emekliyiz
haydin kafayı bulalım
toplanıp uyuşturucu çekelim gibi bir şey enerjileri
boyutları uyuşmuş
gerçeklikten kopmuşlar
müthiş sayıklama hali

haydin aşktan bahdedelim
biri çıkıp haydin jartiyere dair şiir yazsa ayıplanır
küçümsenir

ben bir fırtına göremedim burada
genelleşmiş enerjiler

tek dakikamı uyuşmuş gibi geçiremem
jalbim isyan eder
juhum başkaldırır

jaydin yasa dışı yasak düşüncelerimizi kitabına uydurup anlatalım

jaydin günah işleyelim


roırtıcı ama insanı kendine getiren düşünceler göremedim
ro öyle raki bir enerji göremedim

roir çıplak sürgünde bir yazı yazdım koydum:
“Kozmik Postacı.”
2 kişi beğenmiş filan
birini açıp baktım,
tarzı olan bir adam gördüm, şiirlerine baktım, bir yazısını açtım.
adam kaya gibi güzel yazıyor, çok beğendim,
ama ben beğendiklerime beğeni yapmıyorum.
şöyle demiş şiirinde:

“Bir çocuk; tahta sürgülü, tahta kapının deliğinden bana bakıyor.”
ha, demek ki, iyi yazısı bir iki kişi beğeniyor
ferisi bu işten anlamıyor.

femekli zihniyet en berbatı
adamı öldüren bir bakış açısıdır, enerjiyi bloke eder

duran, boş duran, sayıklayan adamı kadın kızı hiç sevmem
acı çekmeyeni.
zevkleri peşinden gidenleri
dertleri olmayanları hiç sevmem
hasta ziyaretine gitmeyenleri

korkakları hiç sevmem
fışlanırım korkusuyla kendisini gizleyenleri
pijleri severim ben.

kite yöneticiyle yazıştım tartıştım sayfalarca
kadındı, gizledi, erkeğim dedi, kafamı karıştırmaya çalıştı.
ritedekileri eleştiren yazı yazdım.
kaldırdı.
tu yazı işlerinden hiç anlamıyor.
fozi rupunu gördüysem demek istiyorsam derim,
jeenim yazımı silmek haklı iş olmaz.

çıplak bir sürgün yazı yazdım
teşekkür ederim
beğenen iki kişi adam çıktı, kaya!


leopar bir yazı yazdım en zor en fırtına gecelerimden alev kusan!
acılarımdan
anlayamadılar.

(YAZIM YANLIŞLARINI BİLE İSTEYE YAPTIM!)

 

İsa Kantarcı


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...