Ana içeriğe atla

EN GÜZEL SEVİŞME YERLERİ

 


EN GÜZEL SEVİŞME YERLERİ

 

 

 

paylaşımların altına yorum yazanlar dişe dokunur şeyler demiyor

mangal partisindeymişiz gibi  şeyler yazıyorsunuz

Allah aşkına kitap okuyun, düşünün

 

mangal partisinde gibi takıl, sonra şunu de: “Bu ortamda kadınlarla arkadaşlık kurma yeri değil.”

peki, neresi be kardeşim?

insanlar aç.

sefil.

e tabi size yazacaklar.

adam gibi yanıt yazarsan… karşındaki adamsa utanır, yazmaz.

ama buradan çığlık atmayı kes: burası ilişki kurma yeri değil diye.

her yer ilişki kurma yeridir

her yer sevişme yeridir

Edip Cansever’in şiirleri en güzel sevilme yeridir.

 

yaz akşamı üstü… yola oturmuş çift…ergen çift…araçlar geçip dururken yolda sohbet ediyor, kimseyi takmıyor, asfalta oturmuşlar, uzun uzun seyrettim onları, algılarına taptım aşık oldum.

 

burada bu algıda olan adamlar var, kadınlar var.

 

sen kapa çeneni

tokat yiyeceksin yüreğimden

senin gelişimin durmuş

eğlen, gül.

burası iş bulma ortamı asla olamaz.

 

Charles Bukowski’nin hayatı, pansiyon odaları en güzel kız bulma ve sevişme yeridir

sonsuz salıncaklar “Fareler ve İnsanlar.”

Steinbeck, al oku da öyle aç ağzını be gariban işsiz arkadaş.

iş bulmak için çırpınan kardeş.

iş arama, takıl kafana göre.

iş sana asıl o zaman gelir

hayırsız sevgili peşinden koştukça kaçar senden, senin iş arayışın bu hesap

 

en güzel sevişme yeri Ece Aydan şiirleridir

en güzel ağlama duvarı

en büyük çığlıkları atabileceğin: “Yort Savul.”

 

en güzel sevişme yeri

sevgili babamın gülümsemesi

orada akıl almaz bir yeşil bir güneş var

gelin çadır kurun kumsal var orada

sevgilinizle denize girebilirsiniz The Doors Jim Morrison

dinle konuş be kardeşim

zargana ye, gülerek saçmala

enerjinin altın noktalarından yıldızlar dağıtırsın evrene

 

 

lan beni o kadar kastınız ki

kimseye yazamıyorum!

gıcıklar, işsiz garipler

acınasılar…

 

Edip Cansever’in şiirleri en güzel sevilme yeridir.

kadınlar…

 

adamlar….buradaki ruhsuz kadınlara yazmayın…

size derim ki:

 

Edip Cansever’in şiirleri en güzel sevilme yeridir.

 

kitap okuyun…

güzel kadınlar o zaman gelir size!

buradaki işsiz ve içi çirkin garibanlarla vakit harcamayın.

 

Fotoğraf Burcu Namlı, boğaz köprüsünden atlayan kız.Herkes unuttu; ben unutmadım, bu sik.k hayatta onu gerçekten seven biri olsa intihar ederek hayatına son vermezdi, bu kız sevgilim olsaydı, bu kız sevgilim…

İsa Kantarcı


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

JAMES BROWN 23

  Necdet, sabah şafak sökerken uyandı, kırsalda ağaç altında uyumak, uyanmak, yemek yemek harikaydı. Çocukken bunun provasını yapardı arkadaşlarıyla. Kendini enerji dolu hissetti, ağacın bir dalına asılıp barfiks çekti, fazla çekemedi, sigara yaktı, dereye tuvalet yapmaya indi, orada gizli bir yer yapmıştı. Gelirken bir bidon su aldı. Poşetleri karıştırıp yiyecek alırken çay ve şeker buldu, biraz da bayat ekmek, çok sevindi. Bunları orada unutmuştu. Çay yaptı ve ekmeği banıp yedi. Gün aydınlanınca kasabaya indi. Tandık birinin ısmarladığı çayı içerken birilerinin sohbetine kulak misafiri oldu. Onun da çok eskinden beri tanıdığı Hayri amca ve eşinin yardıma ihtiyacı olduğunu öğrendi. Köye çok uzaktı yaşadığı yer. Saatler sürdü dağın zirvesine varması. Arada bazen traktör ve özel araçlara denk gelmişti ama yolun çocuğunu yürümüştü. Hayri seksen yaşında diri bir ihtiyardı, saçları dökülmüş, bembeyaz sakalı vardı, hep takke takardı, dindar biriydi, karısı da şeker gibi bir nineydi. Nec...