Ana içeriğe atla

12,13 YAŞINDA İKİ KIZ…


 

 

GÜZELLİĞİ KATLETMEK…

12,13 YAŞINDA İKİ KIZ…

 

Tramvayda tam önüme geçtiler…

Ondan önce 13 yaşlarında bir kız vardı, baş örtülü, o soluma geçti, sonra baş örtülü iki kız daha geldi, tam önüme, her seferinde zınk diye karşımda, yanımda biterler, hayatın ne olduğunu bilmiyorlar, acı çekerek öğrenecekler ya da iyi insanların onlara rehber olacak,

Günlerim canım çıkasıya acı çekerek geçerken, (Allah kelimesine tutunurum, Esmaül Hüsna) akıl almaz sıkıntılarla… bu beni saflaştırır…bu beni güçlendirir…Bu hayatı, insanları bilmeyen saf kızlar, iyi yürekli kızlar, bu kızlar şeytanı bilmez, şeytani insanları bilmezler, iki kızı tepeden tırnağa inceledim,normal iki kız, süs püs bilmezler,biri az boya sürmüş dudağına.İçlerindeki cevher;

çıldırdım, iyice çıldırdım, kafayı yedim, bu ufak kızlar, birileri onlara zarar vermek isteyecek, birileri onları kendilerine köle yapmak isteyecek, şeytanlar, şeytani insanlar, kumral kızın teli çaldı, açtı, “anne geliyorum” dedi, diğeri esmer, giyinmeyi bilmiyorlar, estetik bilinçleri gelişmemiş, ablam böyle bir kızdı, çıldırdım ve bir işleme başladım, (çünkü onlara benim gibi kim rehber olabilir sonsuza dek) Ben bir süper işlemciyim, kozmosun merkeziyim, oraya varmak asırlar aldı, yüreğim alev almıştı zihnim, tepeden tırnağa vücutlarına enerjimi geçirmeye başladım, kafamda bir şeyler canlandı, prototipleri, kafaları, bütün her yeri, bir bilgisayar gibi başladım işleme, onları çepeçevre saran, ruhlarını, bedenlerini koza gibi kaplayan, akıl almaz bir şey oldu bende, zihnim bir süre yoğunlaştı, bu yaptığım işlem sonsuza dek sürecek bir işlemdi,ve gevşedim. İçimden, ruhumdan o an böyle geldi, böyle her zaman olmaz. Ben bu işlemi yıllardır yaparım bazı insanlar üstünde, bunun tekniğini geliştirdim, bunu öğrenmek uzun yıllar adı, bioenerjimi karşı tarafa geçirmek, çakralarına (enerji merkezlerine) Ruh, zihin, yürek kuvveti akıl almaz güçtedir, bu dua gibi bir akıl almaz güçtür.

 

İsa Kantarcı

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...