Ana içeriğe atla

YAŞAMINIZI KOZMİK GÜÇ KATMANIN TEKNİKLERİ 1


 

YAŞAMINIZI KOZMİK GÜÇ KATMANIN TEKNİKLERİ 

1

 

Ruhun kurtarıcındır.

O her şeyin yanıtını bilir, ne yapman gerektiğini bilir, koruyucu meleğindir. O senin için çırpınır durur, medyumundur. Ama sen onu duymazsın, duyamazsın.

Meraklısı olduğun dizi kaçırmamak için büyük mücadele veriyorsan tabi ki ruhunun sesini duyamazsın.

Ruhunun sesini duyabilmen için dünya ile arana mesafe koyman lazım.

Kendin ile arana mesafe koyman lazım.

Kutsal kitaplarda: “Nefs.”

Bilimsel kitaplarda: “Benlik” diye tarif edilir.

“Kendin.”

“Bazıları kendini terbiye etmek” der, “kendini terbiye edeceksin.”

Ben buna zerre inanmam.

Yaşam zaten ahlaksız, sonra derece kırmızı bir şeyken kimse terbiyeden söz etmemeli.

Var olmak deliliktir.

Filozof şunu der: “İnsan düşünen bir hayvandır.”

Neyin ne olduğunu anlaman için tonla terbiyesiz şey yaparsın, yapmak zorundasın, buna “deneyimlemek,” “farkındalık kazanmak” diyorlar, “tecrübe.”

Yaşam bir delilik halidir ve bunu bir forma sokup: “Bu ahlaktır,” “bu ahlaksızlıktır” demek bir ahmaklık türüdür.

Yani özgür irade, özgür düşünce, insan bununla yol alır hayatta. Evreni, sınırsızlığı bununla kavrar, ‘ahlak’ denen saçma şeyle değil. Bizi baskı altına alıp yönlendirmek, esir yapıp istediklerini yaptırmak için bizlerde bazı kırmızı düğmeler icat ettiler, açma ve kapama düğmeleri. Tv kumandasındaki gibi.

Yaşamda denemek istediğiniz her şeyi deneyin. Ama bu eylemleriniz ötekinin canını yakmasın, varlığını incitmesin.

Ha, derim ki kafanıza eseni yapın, bazen birinin canını yakmak onun lehine olur, sizin de lehinizedir.

Ruhunla nasıl bağlantı kurarsın?

Ruhunla aranda bir beton duvar vardır, onu dişinle tırnağınla, kanınla gözyaşınla kazıyıp bir ufacık delik açacaksın, bütün meselen budur.

Bunu başarmak on yıllar alır.

 

Acılara, belalara, engellere dirençli olmak.

Ne olursa olsun ilerlediğiniz yolda pes etmeyeceksiniz.

Bildiğiniz gibi gelmiş geçmiş peygamberler, yazarlar, komutanlar, tarih yazmış insanlar diyelim… hayatları büyük bir mücadeleyle, çeşit çeşit acılarla geçmiş insanlardır.

Çok sabırlı insanlardır.

 

Ruhunla bağlantı kurduğunda o meraklısı olduğunu diziyi asla izlemezsin, o dizi sana çok salak gelir.

Evrenin, her şeyin bambaşka yüzünü görürsün.

Ruhunla bağlantıya geçtiğinde uyanışın başlar, dönüşüm, Mevlana’yı ruhsal uyanışa sürükleyen bir dostu, yani Şems’dir

Sen yaşam mücadeleni yeter ki sürdür, seviye atlamayı, daha iyi biri olmak için çabanı sürdür; evren sana gerekli her şeyi, insanları ayarlar. Bu ayarlamanın oluşabilmesi için bir köprü lazım sana, evrenle senin aranda bir köprü, çakralarınla (bedenindeki enerji merkezleri) sen kendi üstünde çalışarak köprünün ayaklarının kurulmasına imkan verirsin. Penceren açıksa içeri güneş girer, penceren kapalıysa nasıl içeri güneş girer? Evinin içi bomboş olmalı. Evrenin ışığı o zaman sana doğru, senin içine, enerji merkezlerine dört nala koşar, at gibi, bold pilot gibi (şampiyon yarış atı)

Ruhunla bağlantıya geçtiğinde her şeyin senin için gerekli kadarını alırsın. Yani maddi varlığın üstünde hakimiyet kurmuş olursun, insan düşünen hayvandır ve sen bu hayvanı ruhunla dize getirirsin, aksi halde bu hayvan güzel kızlar ve kadınlar peşinde dolaşıp cinsellik arayacak onlarda, ya da para hırsı için çabalayıp duracak. Başka faydasız şeyler için…

Depoda delik varsa depo asla dolmaz. Yani sen ruhunla bağlantı kurduğunda bütün deliklerini kapatacaksın; yani aptalca şeyler peşinde vakit harcamayacaksın.

 

Yazının devamını sonra yazarım.

 

İsa Kantarcı, Kozmik Postacı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...