Ana içeriğe atla

Kayıtlar

her şey nedense çok seksi olmaya başladı kader herhalde:)

  oje sür çayırlar geyikler ıssız kurtlar   seni tanımıyorum.   ama sen güzel bir kadınsın ve kalbin de öyle.   senin için dua ediyorum. sen iyi bir kadınsın. iyiler kendini belli eder.   güzel tabanca mor memelerin sarı yap şunları bir kere de Allah aşkına başka takıl göğsüme göğün sabah en güzel anlarını yerleştiririm ağladığımda ezan anları. çocuklar okul yolunda ilerler karanlıkta bunlar sanayiye çırak verilseler uzman motor ustası olurlar güya okul okuyup sınav kazanıp iş bulacaklar sistemin yalanı.   gördüğüm en güzel kılıç kolların vadiler omuzların ellerin çiçek uçlarından su gibi akıyor   kırmızı yap şunları bir kere de sen yapmayabilirsin ama hayalimde öyle.   oje sür çayırlar geyikler ıssız çayırlar ekin tarlaları sapsarı dudaklarını boya tayt giy kar beyaz üstüne pardösü ve bana gel güvercin gibi ama kaçak. kimse görmesin bilmesin seni, bebek kız kıvılcım saçan kız, beyaz kız ay...

Çünkü Delisin

  Çünkü Delisin   kent bir cebine sığar üzgün genç kızın tek başına yürüyor sahilde   kaybolmuş kızların içgüdüleri cenneti anımsatır   seni hayal kırıklıkları geliştirir çünkü delisin   çirkin bir yüzünü görmedim ay   ışığı senin yanında formalite kalır   her durak bir istasyon nergis çiçekleri senin yalnızlığını okşarken   kaçışın yok beni öpmekten başka bu uğurda iradeli ol!     İsa Kantarcı

Kızlar Kaçar Gider Bir Adiyle Sevişmeye

  Kızlar Kaçar Gider Bir Adiyle   Sevişmeye     Gitarı bağırt Yolları bağırt Öfkeni bağırt Git kafanın estiği yere. İnce yollardan kalbinin ait olduğu merkeze Tepeden tırnağa ıslık ol Ekin tarlalar ol üzüldüğün yerde Tende Şahane sanırsın kendini…   Sonra Tek bir karede Tek bir fotoğrafa bakıp yıkılırsın Bütün kavga dövüşler boşunaymış. Babam ölüp gitmiş. Annem yaşlanmış.   Sen şimdi bağırt anneni “Nereye gidiyorsun?!” diye bağırsın arkandan kaygıyla. Başına kötü bir şey gelecek diye…   Durmazsın. Kaçarsın gidersin Kızlar kaçar gider bir yere. Gerçek sandıkları adamların kollarında sevişmeye.   İç sesinin gitarını bağırt. Sonsuz güzel yolları bağırt Kahkahalarını bağırt Zaferlerini bağırt… Yalasın gökyüzünü gençliğin…   An gelecek hepsinin hiçliğini anlayacaksın…   Beş kuruş etmediğini anlayacaksın bütün yaptıklarının…   Ben anladım…ben çok iyi anladım… ...

Sadık Bir At Gibi

  Sadık Bir At Gibi   en berbat anlarda bırakmak ve boş vermek istediğin anlarda her şey çok anlamsız, saçma sapan gelir her şey zaman kaybı   ama bu anlarda böyle karanlık bakış açısı varken tam tersini söyleyen çok ufak bir kıvılcım vardır orada bekler seni sadık bir at gibi ona sarılırsan kurtulma şansın olur ve hayatta berbat anlar tükenmez ölümcül anlar kolların olmasa bile yüreğinle sarıl o kıvılcıma…   zor geceler bitmez zor anlar bitmez… o kıvılcımlar her zaman parlar en azından benim için böyle ışık kümesi gibi kutup yıldızı gibi derin şiirler gibi ona uy ve gerisini boş ver   asla bırakma pes etme ilerlediğin yolda…   zor bir insanı insan eder adamı adam… Muazzam şair Charles Bukowski hayatını bilenler ‘kıvılcım’ hakkında dediğimi ondan aldığımı fark eder, bunu söyleşisinde söyledi.     00:29 15 Temmuz 2020 Çarşamba

Kız Kardeşim

  Kız Kardeşim Saat on. Oda yarı karanlık. Kız kardeşim uyuyor, eli şakağında; yüzü bembeyaz olduğu halde, yatak beyazdan daha beyaz, ışık, biliyormuş gibi, kendini hemen hemen hiç göstermiyor. Gömülüyor yatağa, pembemsi meyvenin daldığı gibi, yumuşak otların derin döşeklerine. Rüzgâr okşuyor göğüslerini, dikleştiriyor onları ısrarla dokunarak, geçip giderken saniyelerin geçişi gibi. Örtüyorum usulca üstünü beyaz örtüyle ve saklıyorum sevgili ellerini korumak için havadan. Parmak uçlarıma basarak kapatıyorum yatağına yakın bütün kapıları, pencereyi açık bırakıyorum, perdeleri çekiyorum, hazır olsun gece için. Dışarıda ne kadar çok gürültü, insanı boğan: kavgacı adamlar, kadınlar suyu çıkmış dedikodularıyla. Nefret birikiyor artarak, dükkanların kepenkleri çarparak kapanıyor. Ah sesler, durun! Dokunmayın kardeşimin yuvasına. Şimdi kız kardeşim örüyor ipekten kozasını Tıpkı bir ipekböceği gibi. Kozası bir rüya. Dokuyor bir tohum kabuğu altın bir pırıltının ipl...

Geldiler

  Geldiler Bugün annem ve kız kardeşim geldiler beni görmeye. Uzun zamandır yalnızdım şiirlerimle, gururumla... neredeyse hiçbir şeyle. Kız kardeşim -büyüğü- yetişkin olanı, sarışındır. Güçlü bir düş geçip gider gözlerinden: söyledim küçüğüne "Hayat tatlıdır, kötü olan her şey bitip gider." Annem gülümsedi, bir bakışta ruhların ta içini gören biri gibi; iki elini birden koydu omuzlarıma, uzun uzun yüzüme baktı... ve gözlerimden fışkırdı gözyaşları. Yemek yedik birlikte evin en sıcak odasında. Bahar göğü... onu seyretmek için Bütün camlar açıldı. Ve bir süre konuştuk sükunetle çok eski ve unutulmuş şeylerden, kız kardeşim -en küçüğümüz-keserek sözü dedi ki: "kırlangıçlar havalanıyor bizden." Alfonsina Storni

SEVGİLİYLE İLK BULUŞMA

SEVGİLİYLE İLK BULUŞMA     Günün erken saatleriydi. Fatih’in uykusu kaçmıştı. Mutfaktan yayılan patates kızartmasının kokusu duydu. Gece geç yattığı halde uykusu kaçmıştı. Sebebini bilmediği kötü bir his vardı içinde. Belki de bir kabus görmüştü ve hatırlamıyordu. Belki de bugün berbat bir şeyler gelecekti başına. Elini yüzünü yıkayıp mutfağa gitti. Babası daha erken başlamıştı güne. Üniversitede kaloriferciydi. Mustafa masaya kurulur kurulmaz patateslere yöneldi. “Dokunma patateslere. Ablan için yaptım!”dedi anne. Fatih bir çatal alıp ağzına attı aceleyle. Kadın gidip kızını uyandırdı ve gidip Fatih’in odasını toplamaya, kirli ve temiz giysileri ayırmaya başladı. Kahvaltı yaptıkça Fatih’in kafası yerine gelmeye başladı. Çay sihir gibi iyi gelmişti. Çaya karanfil katıldığı için. Bugün Ayla’yla ilk kez buluşacaktı. Bu ona sıra dışı ve heyecanlı gelmiyordu. Oysa ona ulaşabilmek için çok çaba sa rfetmiş, bir çok zor ve acı dolu gece geçirmişti. Evinin önünden ...