Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali. ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir- Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıları uçuşuyor çevrede. İri bir kaplumbağa boyunu ...
YILDIZ ADAM HATIRASI Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti. Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...
Şimdi saat: 20:35. Odamdayım. Hava yağmurlu ve ıslak yoldan geçen araçların hışırtısı geliyor, odamın hemen altı asfalt yol. Battaniyeyi aldım, pis ısıtmıyor odayı. Isıtıyor da…aslında içim üşüyor…Soğuk yakıyor bu aralar…Ekmekleri fazla alıyorum, ertesi gün sokağa çıkmayayım diye. Sabah erkenden işe gitme derdi yok. Ama bu iş sanıldığı gibi kolay değil. Oh kebap durumu yok. Acısını çekersen. Her şeyin bir acısı vardır hayatta, yediğin bir dondurmanın bile, bir sevgilinin, bir kadının, bir çocuğun. Her şeyin bir bedeli var. Pazar günleri bakıyorum…tam karşıda Pazar kurulur…Bazısı geceden gelir ve yüklü kamyondan sebzeleri tezgahı indirir. Hamsici gelir, severim o hamsiciyi. Bir ara sokak kedileri için balık başı artığı filan alırdım sürekli. Tenekede ateş yaktılar geçen Pazar. Yağmur vardı. Sabahtan akşama dek o yağmurda beklemek o soğukta…zor iş… Malı satar gider evine…rahattır…Yazarlık öyle bir iş değil. Sürekli düşünceler fikirler uçuşur insanın kafasında. Ama bağımsızsın....
Yorumlar
Yorum Gönder