Ana içeriğe atla

ENERJİ MERKEZLERİ

 

ENERJİ MERKEZLERİ

 

 

 

İnsanların hayatlarını mahveden enerji merkezlerinin kirlenmesidir. Bu durum insanı yoldan çıkarır. Basit bir örnek vereyim: Evin bacası tıkalıysa evde yangın çıkar.

İnsan bedeni ev gibidir.

İnsan bedeni Tanrısal bilincin ürünüdür.

Bu beden yaratıcıyı zikretmek üzere programlıdır.

Bu beden, yani bu evin pencereleri açılmalıdır, içerisi güneş almalıdır. Aksi halde içeride karanlık birikir, evi temiz tutmak şarttır. Evi temiz tutmak, kutsamak lazım. Bu da neyle olur? Namaz kılmakla olur. Kendini terbiye etmekle olur. Herkesin namaz kılması gerekmiyor, onlar da faydalı işler yaparlar. Yaratıcıya varmak için namaz haricinde milyon yol vardır.

Dua etmekle ruhumuz nefes alır.

Polisin yıllarca kovaladığı ve yakalayamadığı suçlu yıllar sonra yakalanınca şöyle der: “Rahatladığımı hissettim.”

Rahatlayan yürektir, ruhtur.

Ruh isyan eder kötülüğe. Ama kişi ruhunun sesini duyamadığı için kötülükte çırpınır durur.

Var olmak cehennemdir. Önemli olan bunu içimizdeki Tanrısal bilinç ve güçle cennete çevirebilme direncimizdir. Ruhun, kalbin, zihnin gücü muazzam büyüktür. İçinizde açığa çıkmak isteyen böyle bir güç beklemektedir. Başınıza ne gelirse gelsin bunun açığa çıkması için yaşarsınız.

Hayatta kayda değer tek şey vardır: Tanrısal bilinç için asker olmaktır, insanların iyiliği ve kurtuluşu için mücadele etmektir.

İsa Kantarcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...