Ana içeriğe atla

ABDÜLKADİR GEYLANİ Hazretlerinin Besmeleyi Şerif duası (Türkçe okunuşu ve Türkçe manası)

 

ABDÜLKADİR GEYLANİ Hazretlerinin Besmeleyi Şerif duası (Türkçe okunuşu ve Türkçe manası)

Bismillâhirrahmânirrahîm

Allahümme inni es’elüke bi hakkı bismillahirrahmanirrahim.

Ve bi hurmeti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi fadlı bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi azameti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi celali bismillahirrahmanirrahim ,

Ve bi cemali bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi kemali bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi heybeti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi menzileti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi melekuti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi ceberuti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi kibriyai bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi senai bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi behai bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi kerameti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi sultani bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi beraketi bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi ızzeti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi kuvveti bismillahirrahmanirrahim,

Ve bi kudreti bismillahirrahmanirrahim,

İrfa’ kadri veşrah sadri ve yessir emri.

Verzukni min haysü la yahtesib.

Bi fadlike ve keramike ya men hüve kâf ha ya »

«ayn sad ha mim ayn sin kaf ve es’elüke bi celalil izzeti ve celalil heybeti ve ceberutil azameti. En tec’aleni min ibadikes salihin.

Ellezine la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun.

Bi rahmetike ya erhamerrahimin. Ve en tusalliye ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin vef'al li keza ve keza»

Türkçe okunuşu

«Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

Allah’ım! Bismillahirrahmanirrahim’in hakkı,

Bismillahirrahmanirrahim’in hürmeti,

Bismillahirrahmanirrahim’in fazileti,

Bismillahirrahmanirrahim’in azameti,

Bismillahirrahmanirrahim’in celali,

Bismillahirrahmanirrahim’in cemali,

Bismillahirrahmanirrahim’in kemali,

Bismillahirrahmanirrahim’in heybeti,

Bismillahirrahmanirrahim’in mertebesi,

Bismillahirrahmanirrahim’in yüceliği,»

«Bismillahirrahmanirrahim’in hakimiyeti,

Bismillahirrahmanirrahim’in ululuğu,

Bismillahirrahmanirrahim’in övgüsü,

Bismillahirrahmanirrahim’in güzelliği,

Bismillahirrahmanirrahim’in şerefi,

Bismillahirrahmanirrahim’in gücü,

Bismillahirrahmanirrahim’in bereketi,

Bismillahirrahmanirrahim’in izzeti,

Bismillahirrahmanirrahim’in kuvveti,

Bismillahirrahmanirrahim’in kudreti hürmetine senden istiyorum.

Derecemi yükselt, göğsüme genişlik ver ve işlerimi kolaylaştır. Fazlın ve kereminle beni hesap edilmeyen yönden rızıklandır, ey o zat kâf ha ya ayn sad ha mim ayn sin kaf. İzzetinin celali, heybetinin celali ve azametinin kudreti hürmetine senden istiyorum, beni de salih kullarından eyle. O salih kulların ki, onlara korku yoktur, onlar mahzun da «olmayacaklardır.

Rahmetinle muamele eyle, ey merhametlilerin en merhametlisi.

Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e ve âline salat ve selam eyle.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

JAMES BROWN 23

  Necdet, sabah şafak sökerken uyandı, kırsalda ağaç altında uyumak, uyanmak, yemek yemek harikaydı. Çocukken bunun provasını yapardı arkadaşlarıyla. Kendini enerji dolu hissetti, ağacın bir dalına asılıp barfiks çekti, fazla çekemedi, sigara yaktı, dereye tuvalet yapmaya indi, orada gizli bir yer yapmıştı. Gelirken bir bidon su aldı. Poşetleri karıştırıp yiyecek alırken çay ve şeker buldu, biraz da bayat ekmek, çok sevindi. Bunları orada unutmuştu. Çay yaptı ve ekmeği banıp yedi. Gün aydınlanınca kasabaya indi. Tandık birinin ısmarladığı çayı içerken birilerinin sohbetine kulak misafiri oldu. Onun da çok eskinden beri tanıdığı Hayri amca ve eşinin yardıma ihtiyacı olduğunu öğrendi. Köye çok uzaktı yaşadığı yer. Saatler sürdü dağın zirvesine varması. Arada bazen traktör ve özel araçlara denk gelmişti ama yolun çocuğunu yürümüştü. Hayri seksen yaşında diri bir ihtiyardı, saçları dökülmüş, bembeyaz sakalı vardı, hep takke takardı, dindar biriydi, karısı da şeker gibi bir nineydi. Nec...