Ana içeriğe atla

Ruh ve Fikirler 2


 

Ruh ve Fikirler 2

 

Son yazım: “Ruh ve Fikirler.”

Yazının son cümleleri şuydu:

 

“Ruhuyla bağlantı kurup buna göre yaşamasıyla…kişi kendini bulur…

Bedenimiz için değil; ruhumuz için yaşarız.”

 

Yazının devamını getirip sorular sorup cevap verelim?

Ne için yaşarız?

Bedenimiz için yaşamıyorsak ne için yaşarız?

Bunu bir açalım. İyi fikirler edinin. Bunlar kurtuluşumuza sebep olur.

Kafanın içindeki güzergahlara dikkat et,

Asıl ölümcül uçurumları yanlışlıkla sen kafana koyarsın.

 

Ruhumuzu fark etmek için yaşarız.

Vücudu ayakta tutan güç ruhta var.

 

Ruhu nasıl fark ediyoruz?

Zor, belalı, engelli koşullarda. Canımızı acıtan şeylerle.

 

Hastalanırsın. Oğlun ölür, kızın hastalanır.

Dert çok.

 

İşlerin içine ruh girince, ruhunla bağlantı kurup yaşamaya başladığında da kendini bulursun.

Ruh bir varlıktır, senden bağımsız bir varlıktır, öyle gibidir.

 

 

Bunu fark edince yaşantında bir şeyler anlam kazanır ya da eldekilerin çöplük olduğunu fark edersin, yepyeni bir yaşam kurmaya çalışırsın kendine.

 

Ruhsal aydınlanma, farkına varış gerçekleşince “vay vay vay!” demeye başlarsın, işte o zaman mutlu olmaya başlarsın.

Çok şeye ihtiyacın yoktur ve onların tasasını yaşarsın yasını tutarsın.

 

Ruhunu fark ettiğinde bütün tutsaklıklardan kurtulursun.

Uyuşturucu bağımlısı birinin ruhu. Evet, onun ruhu bu işten hiç hoşlanmıyor, hoşlanmaz. Biri onu kurtarmalı ya da o kendini kurtarmaya çalışmalı. Onun ruhuyla bağlantı kurması gerek, aydınlanması.

 

Ruhla bağlantı kuran dönüşür.

Yani eşekle gittiği yere artık ışıktan hızlı gitmeye başlar.

Dağın zirvesine yürüyerek giderken artık kanatlı atla uçmaya başlar.

Ruhla bağlantı kurman kendini bulman demektir.

İşte o zaman çakraların iyice açılmaya başlar.

Üst seviyelere çıkarsın.

 

Adam sürekli kadın peşinde dolanıyor diyelim.

Bu adam günün birinde aydınlanırsa, kendi ruhuyla bağlantı kurarsa bu bağımlılığı biter. Bir kadına kökten aşık olursa.

 

Deposu delik benzin deposu akıtır.

Ruhunla yaşarsan sendeki gedikler kapanır.

Yanlışları, acıları yok etmenin yolu: Ruhunun gücünde saklıdır.

Onunla aydınlanırsan, onun iç görüsüyle, rehberliğiyle ilerlersen.

Sezgin. “İçimi sinmiyor” dediğin şey ruhunun sesidir belki de.

Başında, yüreğinle tam onaylamadığın hiçbir işe girme.

Öyle birini sevme.

Öyle biriyle evlenme.

Sineye çekme.

Hoş görme.

Çıkarsal hedeflerle ilerleme. Bu zehirden beterdir enerjin için ruhun için.

 

Ruhunla bağlantı kurman için hayat yardım eder, birileri, ruhu parlak birileri, sözleri, bir kitap mesela.

 

Allah mesela.

İçinde iyilik biriktirebiliyor musun?

Bu enerji hergün ne kadar çoğalıyor içinde; yoksa azalıyor mu?

Acı…öfke mi birikiyor içinde…istediklerini elde edememekten?

Neler oluyor sende, enerjinde, çakralarında?

Onların müziği bu aralar nasıl?

O kelebekler?

Bu yazı sizin ruhunuzla konuşma çabası içerdiği için iyi hissettirecek, çok mutlu edecek, moral verecek, özgürlük duygusu, ferahlık verecektir.

Çünkü bu yazıda değerli bir enerji var, okura geçecektir.

İlham ve fikir…bakış açısı…teknik…

Onlarca yılda yaşayacaklarınızı tek yazıda…

 

 

03:50

7 mayıs 2022 cumartersi

 

İsa Kantarcı

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...