Ana içeriğe atla

KIZIN ÇIKMAZDAN KURTULABİLMESİ İÇİN

 

KIZIN ÇIKMAZDN KURTULABİLMESİ İÇİN

 

 

Kızlar büyük bir umutla evlenir ve boşanır, yanlış kişiyi seçtiklerini yaşayarak öğrenirler. Binlerce kadın boşanır. Bunda yadırganacak bir şey yoktur ki.

Cesur ol.

Kız düşünüp duruyor, ne yapsam diye, ailesi asla boşanmasını istemez, peki ailesinin evine dönemezse ne yapacak, bir yer bulması lazım, işi yok, iş bulması lazım. Ortada bir çocuk olunca iş zor görünüyor. Bana da zor çok; ama pes etmiyorum, zor beni adam etti, eder, zoru severim.

 

O kıza buradan bir tavsiyem olacak: Her ne yapmak istiyorsan arkandayım, cesur ol, ailen seni desteklemese bile destekleyecek birileri vardır, iş bulup işleri yoluna koymak senin elindedir. O can sana ait, hayatta ne yapmak istiyorsan cesur olursan başarabilirsin.

Selin, depremin oluşuna kimse engel olamadığı gibi senin aldığın kararlara da engel olmak isteyenler olacaktır, bir ölüm kalım savaşı vermedikçe kendini bulamaz, özgür olamazsın.

Benim hayatta yaptığım en büyük hata en güzel hatadır, kadermiş bu, zamanla anladım.

Hata bile olsa inandığın şeyler yapmalısın.

Seni hiçbir güç durduramaz, o esarete, evlilik kabusuna son mu vermek istiyorsun, o baskıya, köleliğe devam mı etmek istiyorsun, ailen ve birileri mutsuz olmasın diye, karar ver, hayatını seç, hep kafanda kararlar alıp bu böyle devam edecek dedin, ettirdin, çekilmez olanı katlanılır olarak algıladın; ama içte olan, içinde olan mutsuzluk, nesin sen, köle mi, kadınlık zevkleri, bilinci, hiçbir olmadan yaşadığını, o evlilik kabusu başkaları için devam ettirdiğini biliyorum, sen kadın olmak nedir bilmiyorsun, biliyor olsaydın sana yazmazdım.

Düşünüp durma, harekete geç.

Rüyamda seni gördüm, bana şöyle dedin: “Gelcem.”

Üzülme, güçlü o; ama savaş ver.

Anlaştığın biriyle evlenirsin.

Kafana göre yaşarsın. Ama çalışman şart.

Sen değerli birisin.

Değerli insanlar zor şeyler yaşar.

Kendin için mi yaşayacaksın, yoksa başkaları için mi?

Başkaları üzülmesin diye robot gibi mi yaşayacaksın, kendi özgür iradeni, yaşam sevinçlerinin üstünü mü örteceksin?

Ölü gibi takılmaya devam mi edeceksin?

Yoksa insanlara içinden geçenleri mi anlatacaksın?

Hissettiklerin onları üzer diye onları yok saymaya mı devam edeceksin?

Karar ver.

Hayatta ne yaparsan yap İsa abi seni destekler, sever, başının üstünde taşır, yüreğinde.

Hayatta yaptığım en büyük hata…kendimi bulmama yol açtı…

Bunu bilen bilir.

Bir gün seni kucaklamayı, yüzüne nehri seyreder gibi saatlerce bakmayı ve saçlarını okşamayı umuyorum.

Ben senin İsa abindim, değil mi? Kozmik güzel kız! (çıkmazda olduğunu rüyalarımda gördüm, düşünüp düşünüp durduğunu)

 

İsa Kantarcı


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

JAMES BROWN 23

  Necdet, sabah şafak sökerken uyandı, kırsalda ağaç altında uyumak, uyanmak, yemek yemek harikaydı. Çocukken bunun provasını yapardı arkadaşlarıyla. Kendini enerji dolu hissetti, ağacın bir dalına asılıp barfiks çekti, fazla çekemedi, sigara yaktı, dereye tuvalet yapmaya indi, orada gizli bir yer yapmıştı. Gelirken bir bidon su aldı. Poşetleri karıştırıp yiyecek alırken çay ve şeker buldu, biraz da bayat ekmek, çok sevindi. Bunları orada unutmuştu. Çay yaptı ve ekmeği banıp yedi. Gün aydınlanınca kasabaya indi. Tandık birinin ısmarladığı çayı içerken birilerinin sohbetine kulak misafiri oldu. Onun da çok eskinden beri tanıdığı Hayri amca ve eşinin yardıma ihtiyacı olduğunu öğrendi. Köye çok uzaktı yaşadığı yer. Saatler sürdü dağın zirvesine varması. Arada bazen traktör ve özel araçlara denk gelmişti ama yolun çocuğunu yürümüştü. Hayri seksen yaşında diri bir ihtiyardı, saçları dökülmüş, bembeyaz sakalı vardı, hep takke takardı, dindar biriydi, karısı da şeker gibi bir nineydi. Nec...