Ana içeriğe atla

Mike Tyson BABA ÖZLEMİ

 


Mike Tyson BABA ÖZLEMİ

 

Bir keresinde çocuk yurdu merkezi bahçesindeydim İstanbul sefaköy’de,  oradan geçiyordum, ufak evler vardı barındıkları ve bir sürü çocuk çevremi sardı biranda doluştular, geçemedim, duraladım kaldım, kızlı erkekli çocuklar. Yürüyebilen bir sürü ufak çocuk, 2,5 üstü diyelim, bana; “baba” dediklerinde şoke oldum, “baba baba” diye seslenip benle iletişim kurmaya çabalıyorlardı, o vakitler 18 yaşındayım, babalığın anlamı nedir hiç haberi yoktu

 

O sahne 25 yıl sonra gözümün önüne geldi, ve o tek çocuk! Çocuklardan teki gözümün önüne geldi.

Baba hasreti çeken çocuklar….çok üzücü…

Oradan çocuk alıp kendi öz evlatları gibi büyüten aile sayısı?

Çok çok azdır!

İnsanlar çok pislik, aşağılık!

Çünkü oradan çocuk alan az!

Çünkü çoğu kendi kanından olanı öz, diğerini “el” olarak görür!

Ne adi, beş para etmez bakış açısı!

Alayı benim evlatlarım o yetiştirme yurtlrındakiler!

Kanımdan olmalarına gerek yok!

Devasa ahşap bir yapı inşaa ettirip ormanda orayı annesiz babasız ufak çocuklarla dolduracağım, geleceğim bu!

 

En güçlü

Sihirli

Etkin

Kozmik yumruk ruhla atılır!

 

Fotoğrafta gördüğünüz  Mike Tyson ve

koçu Cus D'amato,

tyson bütün başarısını o yaşlı beyaza borçlu, o yaşlı beyaza onu eğitti, yemek ve ev verdi ona, aynı evde yaşadılar.

Hayalim bu

Bunu yapacağım:!

Çocukları eğiteceğim!

 

 

Beni kimse eğitmedi!

Bana kimse yok göstermedi!

Bana kimse kol kanat germedi!

Bana kimse kucak açmadı!

Bana kimse sarılmadı!

 

İsa Kantarcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...