Ana içeriğe atla

ATLAR ve İNSANLAR

 

 


 

Atlar ve İnsanlar

 




yarış atına binen jokey mühimdir
yarış atı kendi başına hiçtir
yarış atı onu yöneten jokeyle bir olur
ikili olur
ayrılmaz bir parça
et tırnak gibi

meşhur jokey Halis Karataş
Bold Pilot adlı ata binmiş
ve bir sürü birincilik kazanmıştır
Bold Pilot Türkiye atçılık tarihinden benzersiz başarılar elde etmiştir

Halis Karataş Bold Pilot adlı anlatır
sabah karanlığında pistte antrenmana çıktıklarında
bir süre atı yönetmeyi bırakır (atın üstündedir)
ve at kafasına göre hareket eder
oraya buraya bakar
at yarın için kafasında bir hesap kitap yapmaktadır
yeri koklar, havayı
kendini yarışa hazırlar
yarın yarış yapacağını bilir
Halis Karataş da atın yarınki yarış için atın kendini hazırladığını sezer
Bold Pilot akıllıdır
pistte koşarken zekice hareket eder
son düzlüklerde atağa başlar…

dünya boks tarihine geçen Muhammed Ali de zekice hareket eder
bilenler bilir önce Muhammet Ali kendini bir güzel dövdürür
rakibi yorar
üstüne çeker
onunla dalga geçer durur
mizah yapar
rakibin iradesini yok etmek için çevresinde dans etmeye başlar
ayak hareketleri müthiştir
ayak dansları
her dakika rakibi yorar
gücü tükenmiş gibi yapar
maçın sonu yaklaştığında da bastırmaya, gerçek gücünü göstermeye başlar
zaferler zekayla kazanılır
savaşlar zekayla kazanılır
savaşlar akılla, stratejiyle kazanılır…

at tek başına hiçtir
ama onu anlayan jokeyle sihirli hale gelir
zaman bu ikili tek vücut olur pistte
tek ruh
hedefe giden ok gibi
yıldırım gibi

jokeyin atı, atın jokeyi anlaması
sezmesi lazım
bunların birbirini tamamlaması lazım
bütün olmak demek budur
birbirlerinin açığını, zaafını bilmeleri lazım
birbirinin açığını kapatmaları lazım

aksi halde bir yarış kazanamazlar
ikisinin de tecrübesi lazım
yarış konusunda tecrübe sahibi olmaları lazım
altyapıları sağlam olması lazım

rakip atlar şeytanlık yaparsa piste
bu ikili ne yapacak?
nasıl bir taktik izleyecek
at-ikili yarışı en önde götürse?
en arkada?
ortada?
son kaç metrede atak yapılacak?
atletler bu hesap kitap olayını yaparlar
maraton koşan atletler an gelir o kadar yorulurlar ki
her on metrede bir ölürler dirilirler
canlanırlar ve yeniden asılırlar yarışa
yarış çetin geçer
kolay yarış yoktur
yarış esnasında taktik hata yapmak yarısı kaybettirir
Muhammed Ali bazen taktik hatasıyla maçı kaybeder
bazen kendine aşırı güvene yenilir
rakibi hafife alır ve yenilir…

dünya boks tarihine geçen Mıke Tayson
nasıl boks yapar
maça yıldırım gibi girer ve rakibi indirmek ister
sabrı yoktur
çok kolay sinirlenir
en kısa sürede rakibi indirmek ister
hırçındır
birçok maçı direnç göstermediğinden
maçı kafasının içinde bitirdiğinden kaybetmiştir
iradeli davranmadığından…


hayat sahasında başarılar elde etmek istiyorsan
en zor anlarda direnç göstermeliyiz, dayanıklılık, sabır en mühimdir
en zor şartlarda
en büyük fırtınalarda
irademizin, zihnimizin gücünü kullanmalıyız
yani yılmamalıyız

Mıke Tayson birçok maçı yıldığı için kaybeder
rakibe çok yumruk attığı halde rakip yıkılmıyor
rakip devrilmeyince pes ediyor
bütün gücünü tüketmiştir
zekasını kullanmamıştır
aklını kullanmamıştır

oysa Muhammet Ali ta maçın başından rakibinin iradesini yıkmak için psikolojik bir savaş açar, baskı
rakibiyle dalga geçer
seyredenleri güldürüp durur…


uzun yıllar önce Amerika, Alaska’da altın bulunur (klondike)

(Chilkoot Geçidi, 1898
Klondike Altına Hücumu, Yukon Altına Hücumu ya da Alaska Altına Hücumu)


Ve yoksul kitleler, gezginler altına hücum eder
akın akın o bölgeye giderler
dağın bir geçidi vardır
orası atlarla geçilir
insanların yüklerini taşıyacak atlar olmadan altın bölgesine gitmeleri imkansızdır
birçok atın ayağı kırılır
başka sebepler, yaralanmalar vs. olur ve insanlar atlarını terk eder
kurşun bile sıkmazlar kurşun ziyan olacak diye
atlar yuvarlanıp vadiye düşer ve yüzlerce at birikir orada
(çok dik bir yer)

yüzlerce
ağır, pis bir leş kokusu
üç beş kuruş uğruna
zengin olmak uğruna
yüzlerce at ölüme terk edilir…

Türkiye’den yola bir tır çıkar (2021)
Özbekistan’a gitmektedir
tır kasası atlarla doludur
atlar orada düğün için kesilip yenecektir
ne var ki yolun bir noktasında, sınır geçiş kapısına yakın noktada atlardan bazısı hastalanır
tır şoförü bunlarla sınır kapısını geçemeyeceğini anlar ve tırı terk edip kaçar
atların bazı ölüdür
bazısı açlıkla susuzlukla kurumaktadır
kaçıp kurtulma, su ve yiyecek imkanları sıfırdır
ağlayan bir vatandaş elinde bir kova suyla tıra yaklaşır
bu muydu özgür çayırlarda gezen o güzelim atların kaderi?
ben de ağladım, içim parçalandı…

Bolu beyine kafa tutan Köroğlu’nın hikayesini okuyun
Yaşar Kemal’in kitaplarındaki atları okuyun…

şimdi gelmiş geçmiş birçok siyasetçi
Türk halkına o zenginleşmek için atları vadi çukuruna terk edenler gibi davranır
halkın ciğerleri sökülür
halkın ruhu çalınır
o siyasetçiler çılgın bilim adamları gibi hareket edip halkı birbirine kırdırır, kırdırmıştır
mezarlıklar bunlarla doludur…

korku filmlerinde bir şeytan vardır
şeytan insan ruhlarıyla beslenir
şeytan elini insanın başına koyar
o an bütün ruhsal enerjisini, gücünü emer
geriye insanın posası kalır
bize uzun yıllardır yaptıkları budur

sorunları aşmak için
güzele ve iyiye ilerlemek için
ülkeyi ata binmeyi bilen siyasi liderlere güvenmek


maçta çok yumruk yiyebiliriz
bütün mesele çok yumruk yiyip de yılmamak
ayakta kalmayı başarmaktır
düşsen de doğrulma gücü, Azmi yakalamandır
Azmi!
babamın adıdır!

“insanı öfke değil; üzüntü çürütür” (Zülfü Livaneli)
asla üzülmeyin
geldikleri gibi gidecekler!


(kalbi öfke de çürütür, güzelim ayarlarını bozar!)
öfkelenmek yerine gülümse çay ver usta çay…




01:51
16 Aralık 2021 Perşembe


İsa Kantarcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

YILDIZ ADAM HATIRASI

  YILDIZ ADAM HATIRASI   Karlı bir gündü, şehir görülmemiş biçimde karlıydı. Cezaevinin kapısından çıktı. Hakkı, on yıl hapis yatmıştı, zehir gibi acı günler, hazmedilmesi zor simsiyah günler devirmişti.   Dostunun evinin ön bahçesindeydi, içiyorlardı, bahçeye söylenerek bir adam geldi, Kadir’den alacağı vardı, Kadir, “borcumu ödeyeceğim” deyip durdu her zamanki gibi, adam bundan bıkmıştı, yeni evlenmişti ve para acil lazımdı, bu kez parayı alacaktı, Kadir adama diktir çekip küfür edince tartışma kavgaya döndü, Kadir masadaki bıçağı almak isterken adam atik davrandı ve bıçağı kaptı, Kadir, sandalyeyle savunma yaptı ve adam yere düştü, Kadir adamın üstüne çıktı ve onu hurda haşat ediyordu, bıçak yere düşmüştü, Hakkı Kadir’i adamın üstünden almaya çalışıyordu. Onu güçlükle geri çekti, ona sarıldı, Hakkı, başını geri çevirince adamın yerden bıçağı almış koşarak üstüne geldiğini fark etti, son anda fark etmişti onu, bıçağı almaya çalıştı, bir süre savaştılar bu konuda, Ha...