Ana içeriğe atla

Zihin Kapasitesi Nasıl Artırılır?


1- Günlük tutmak.
2- Çok kitap okumak. Haber okumak, her türde.
3- Şiir ya da farklı birçok yazın türünde yazmaya çabalamak.
4- Merak. Güçlü bir merak duygunuz varsa çok şanslısınız, merak birçok insanda doğuştan vardır ve bende delice güçlü biçimdedir.
5- Yeni bir dil öğrenmeye çalışmak.
6- Yeni yerlerde bulunmak.
7- Yeni insanlarla tanışmak ve sürekli yeni insanlara açık kapı bırakmak. Bilirsiniz; insan yaş aldıkça çok bilirim havalarına girer, çeşitli olaylarla acılarla devlerini yakar, bilgeleşmez, angutlaşır. En büyük atılımları, muhteşem şeyleri ve işleri ve yenilikleri gençler yapar. Yaşı geçkin insanlar değil. İnsan yaşı ilerledikçe bütün dinamizmini kaybeder, bunaklaşır, ahmaklaşır. Malum siyasetçilerimiz gibi. La gidin be artık bıktık!
İnsan yaş aldıkça…ona acı çektirene acı çektirmek ister, oysa 12 yaşındaki çocuk bambaşkadır ve muhteşem ufukları vardır. 18 yaşındaki genç bambaşkadır. Bahar gibi. Bahar çiçekleri gibi. İnsan yaşı ilerledikçe kalıplar icat eder ve diğerlerine iletişimi kapatır, belli dandik yörüngede ilerleyip durur.
8- Aşık ol. Aşık olma dürtünü kaybetme. Aşk sana felaketler yaşatsa bile. Yine dene. Çünkü aşkla beyin ve kafa inanılmaz bir çalışma sitiline girer. Mucize gibi. Bazıları aşk sürekli değildir; biter derler, yalan. Sakın o ahmaklara inanma!
9- Spor yap.
10- Meditasyon, namaz kılmak, yoga yapmak. İnsanlara yardım etmek en üstün olandır!
11- Başarı hikayeleri okumak. Tarihe geçmiş insanların hikayelerini okumak.
12- Odanıza bir yerlere sürekli yeni sözler eklemek, size roket gücü veren sözler, özdeyişler. Onu en çok baktığınız yere yerlere koyun ve çok sık hatırlayın.
13- Doğru beslenmek. Sürekli yoğunlaştığım ve dikkat ettiğim konudur.
14- Çocuklarla ya da hayvanlarla uzun vakit geçirmek. (Yavru kedime araba çarptı ve öldü)
15- Güneş altında dolanmak. Temiz hava. Yürüyüş yapmak. Doğayı, otları incelemek, gökyüzünü, sisi, sis içindeki evleri, yağmuru. Geceyi ve ışıkları ve yıldızları incelemek. Issız yollarda tek başına gezmek gece yarısı.
(asla evde pineklemeyin)
16- Çalışmayan beyin küçülüyormuş, uzmanı diyor. Küçülme demek yok olması demek, buharlaşması, bu korkunç gelmedi mi size?
17- Esmaül Hüsna. (En sevdiğim.) (Ata binmek!)
18- Şarapçılara, ateistleri saygı ve sevgi. Senin zıddını sandığın her şeye ve herkese derin bir saygı ve sevgi. Seri katillerden bile nefret etmemek!
19- Güzel, hoşsohbet ve iyi kalpli bir karın, sevgilin varsa, güzel çocukların varsa. Akılı telefonun varsa. Güzel bir evin varsa. Araban vs. ilerlemeyi unut ve yazılarımı asla okuma kardeşim, kusura bakma, senin gibilere hitap etmiyorum, etmeyeceğim. Ama ben seni de kucaklamazsam olmaz ki. Sen de beni oku! (Konfor bizi çürütür, kalbi ve zihni!)
17- Kocakarıların kullandığı eski telefonlardan kullanıyorsan tamam, sen benim adamımsın!
18- Atık toplayıcılara hayransan benim adamımsın. Onları üstün insanlar olarak görüyorsan.
19- Mezarlıktan geçerken dua etmeyi asla unutmuyorsan benim adamımsın.
20- Sokakta…vs. tramvaya binerken bir engelli görüp öncelik verip yardımcı olmak istiyorsan benim adamımsın! Önce ben demiyorsan!
SİHİRLİ ANAHTAR:
ATA BİNMEK İNSANI ÇOK GELİŞTİRİR!
Ata biner gibi yaşama sitili. Ata biner gibi ötekileri algılama biçimi, her şeyi!
İsa Kantarcı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ATLAR ve İNSANLAR (aşıklar için)

  berbat. okuma bunu. elden geçirdim bu metni.... Not: Okuyacağınız bu metin daha geniş çaplı hale gelmiş biçimde yazıldı, düzeltilecek, bir roman bu, yayınevinin birinden onaya alan, basılacak olan metin, okuyacağınız onun küçük hali, öykü hali.  ATLAR ve İNSANLAR (sevi-şenler için)(eski insanlar sevmeyi tarif ederken 'sevişmek' kelimesini kullanırdı) bu kast edilmiştir-   Köye yaz gelmişti, yaz ayının cidden hissedilmeye başlandığı ilk gündü. Ertesi gün hava bozacak endişesi yoktu insanlarda. Gökyüzü apaçıktı. Güneş parlaktı gün boyu. Dikkatini verirsen; dans ederek, birbirine takılarak otların, ağaçların çiçeklerin arasından uçan mutlu kelebekleri görürdün. Bir evin önünde güneşin kızdırdığı betona uzanmış bir kedi sırt tüylerini yalıyor hararetle. Köyün deresinden geçen gri kurt karşı kıyıda emniyette olduğunu anladıktan sonra silkeleniyor; ıslandı, yalıyor tüylerini. Ormandan çıkan bir tilki kıçını üstüne oturmuş çevreyi seyrediyor keyifle, bal arıları, eşek arıl...

JAMES BROWN 23

  JAMES BROWN 23   1 Necdet woke up at the break of dawn. Sleeping, waking up, and eating under a tree in the countryside felt wonderful. As a child, he and his friends used to practice doing exactly this. Feeling bursting with energy, he grabbed a tree branch and did a few pull-ups. He couldn't manage many, so he lit a cigarette instead. He walked down to the creek to relieve himself, where he had set up a secluded spot. On his way back, he fetched a jerry can of water. While rummaging through the plastic bags for food, he stumbled upon some tea, sugar, and a bit of stale bread. He was thrilled; he had completely forgotten he left them there. He brewed some tea, dipped the bread into it, and ate. Once the day fully brightened, he headed down to the town. While sipping a cup of tea treated by an acquaintance, he happened to overhear a conversation. He learned that Uncle Hayri and his wife, whom he had known for ages, needed some help. The place they lived was a long ...

JAMES BROWN 23

  Necdet, sabah şafak sökerken uyandı, kırsalda ağaç altında uyumak, uyanmak, yemek yemek harikaydı. Çocukken bunun provasını yapardı arkadaşlarıyla. Kendini enerji dolu hissetti, ağacın bir dalına asılıp barfiks çekti, fazla çekemedi, sigara yaktı, dereye tuvalet yapmaya indi, orada gizli bir yer yapmıştı. Gelirken bir bidon su aldı. Poşetleri karıştırıp yiyecek alırken çay ve şeker buldu, biraz da bayat ekmek, çok sevindi. Bunları orada unutmuştu. Çay yaptı ve ekmeği banıp yedi. Gün aydınlanınca kasabaya indi. Tandık birinin ısmarladığı çayı içerken birilerinin sohbetine kulak misafiri oldu. Onun da çok eskinden beri tanıdığı Hayri amca ve eşinin yardıma ihtiyacı olduğunu öğrendi. Köye çok uzaktı yaşadığı yer. Saatler sürdü dağın zirvesine varması. Arada bazen traktör ve özel araçlara denk gelmişti ama yolun çocuğunu yürümüştü. Hayri seksen yaşında diri bir ihtiyardı, saçları dökülmüş, bembeyaz sakalı vardı, hep takke takardı, dindar biriydi, karısı da şeker gibi bir nineydi. Nec...